Wednesday, January 19, 2011

UYUSUN DA BÜYÜSÜN NİNNİ - Naci Kaptan

Normal 0 false false false EN-US X-NONE X-NONE

  

 

Özellikle Akdeniz ülkelerinde ve dahi Güney Amerika latin kökenli ülkelerde

Futbol neden çok yaygın ve genelde neden Devlet desteği görüyor hiç düşündünüz mü ?

 

Ülkemizde makarayı geri saralım ;

 

İktidar hükümeti neden futbolla içli dışlı ?

 

Hasan Doğan'ı hatırladınız mı ?

Başbakanın arkadaşı idi.

Futbol Federasyonu Başkanı olmadan önce Başbakan'ın arkadaşı olarak tanındı.

Ablası Başbakan'ın tatillerinde villasında kaldığı Remzi Gür ile evli.

Remzi Gür Başbakan'ın üzerinde sıklıkla gördüğümüz Ramsey marka elbiseleri yapan mağazaların sahibi.Hasan Doğan da Ramsey'in ortaklarından

 

Bildiğiniz gibi Remzi Gür başbakan Erdoğan'ın maaşı yetmediği için çocuklarını Yurt dışında

okutan kişi ...Bir deyişe göre de Wiki-Leaks belgelerinde iddia edilen ve Erdoğan'ın yurt dışında

var olduğu söylenen 8 gizli hesabının da yöneticisi.

 

Hani Aydınlık dergisi tarafından açıklanan ve Başbakan Erdoğan ile Remzi Gür arasında geçen

telefon görüşmesinde "bizim kıza 10-15 gönder" dediği kişi Remzi Gür. 

İşte Hasan Doğan da bu yakınlığın içinde olan bir kişi olup, Tayyip Erdoğan'ın oğluna 4 milyon dolar karşılığında gemi satan ve AKP'ye yakınlığıyla bilinen Kanal 24 ve Star gazetesinin yöneticilerindendir.

 

Burada Remzi Gür ve Hasan Doğan'a tekrar dönmek üzere konuyu değiştirelim.

Şimdi size adı afili ve çok uzun bir İspanyol'an bahsedeyim.

Onu tanıdığınızı biliyorum.

 

General Francisco Paulino Hermenegildo Teódulo Franco y Bahamonde

 

İspanya'nın diktatörü .

30 Ocak 1938 de devlet ve hükümet başkanlığı ile kara ve deniz kuvvetleri başkomutanlığına getirildi.

El caudillo (lider) sıfatıyla ispanyol devletine Falanj ın siyasal ilkelerinden esinlenerek otoriter bir yapı kurdu.

Ordu, kilise ve büyük toprak sahiplerinin desteğiyle her türlü muhalefeti susturdu. Bask bölgesinde ve Katalonya da bölgesel özerkliğe tümüyle son verdi. İç Savaş döneminde kendisine destek çıkan hitlerci ve faşist rejimlerden yana çıktı.

 

İktidarını 1938 den 1975 yılına .ölünceye kadar sürdürdü.Tam 37 sene.

General Francisco El caudillo nasıl oldu da 37 sene iktidarda kaldı ?

Bunu yanıtını kendisi vermiştir !!!

 

İŞİN SIRRI "ÜÇ F " DEDİR ....

 

İspanya'yı 37 yıl boyunca diktatörlükle yöneten General Franco, ülkesinin ekonomik şartlarının insanları canından bezdirmesine, ülke yapısının bozuk olmasına, insanların perişan durumda olup adaletsizlikten yakınmasına rağmen halkın hala isyan etmemiş olmasını,

 

Ben halkımı 3 F ile yönettim, yüz bin kişilik beşiklerde de uyuttum. şeklinde açıklarmış.


***

Nedir bu 3 F arkadaş diyorsunuz şimdi.


Fado

Damardan denen türden, uyuşturucu etkisi yapan ve insanları duygusallaştıran bir müzik çeşidi.

Bizde buna arabesk müzik türü diyebiliriz.

 

Fiesta

Bu günkü tanımıyla televole kültürü, Fasching ve Fuhuş da dahil eğlencenin sınır tanımayanı. ve toplumu en temel sorunlardan uzaklaştırıp onlara düşünmemeyi ve konuşmamayı sağlayan afyon.

 

Peki, diğer 3. F nedir ?

Hani General Franco'nun uyuttum dediği beşikler nedir dersiniz?

İşte O beşik Başbakanın sözde spor ve Galatasaray adına ve ülkemizde işssizliğin tavan yaptığı bir

dönemde  sanki cebinden para harcamış gibi konuşarak yaptırdığı futbol kompleksidir.

Diğer bir deyişle

 

ÜÇÜNCÜ F FUTBOLDUR... 

 

 

Futbol ile toplumun büyük bir kısımının dikkati ve ilgi alanı siyasi ve toplumsal olaylardan uzaklaştırılarak ülke konularına ve sorunlarına yabancı bir  düşünce yapısı oluşturularak afyonlanmaktadır.

 

General Fanco işte bu ÜÇ F ile ülkesini 37 yıl yönetmiştir.

Ehh tarih içinde böyle bir örnek varken,

Ülkesindeki toplumu afyonlamak isteyen başka siyasi liderler de bu ÜÇ F'yi kullanacaklardır.

 

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN YAKIN ARKADAŞI HASAN DOĞAN

FUTBOL FEDERASYONU BAŞKANI OLDU  

 

14 Şubat 2008 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu başkanlık seçimine tek aday olarak giren Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arkadaşı Hasan Doğan Haluk Ulusoy'a rağmen seçildi. Ankara'da yapılan Genel Kurul'da Doğan, 230 delegeden 220 oy aldı. Doğan'ın yönetim kurulundaysa AKP'ye yakınlığıyla bilinen pek çok isim yer aldı.Devletin tüm katmanlarında derince kadrolaşan AKP hükümeti böylece futbolu da kontrolu altına almış oldu.

 

Hasan Doğan'ın Futbol federasyonu Başkanı olmasından sonra ilk gözle görülür değişiklik

Milli takımımızın kuruluşundan bu yana kullandığı kırmızı-beyaz Milli Formanın renginin

turkuazla değiştirilmesi oldu !!!

Tepki görünce geri adım attılar.

Ama zaman zaman turkuaz rengini de kullandılar.

 

Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan, 05 Temmuz 2008 Cumartesi  günü tatil yaptığı Bodrum'da kalp kirizinden yaşamını yitirdi.Biz onun siyasi yapısına bakmadan yine rahmet dileyelim.


 

*** 

 

ÜÇ F ülkemizde hüküm sürerken büyük bir sürpriz oldu !!!

Buna başta başbakan Erdoğan olmal üzere tüm AKP'li siyasetçiler ve

sempatizanları,yalakaları hayretler içinde kaldılar. 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Galatasaray'ın yeni stadyumu Türk Telekom Arena'nın açılışında ıslıklandı. Stada gelişi anons edilirken, Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın konuşmasında adının geçtiği her an ıslıklamalar sürünce Erdoğan stadı G.Saray-Ajax maçı başlamadan önce terk etti.

 

Toplumu devamlı bölerek kıran ve politikalarında büyük sapmalar ve yanlışlıklar yapan,

Herkes üzerinde otorite kurmaya çalışan,Ulusal politikalardan uzaklaşan,büyük yolsuzluklara arka

çıkan Başbakan Erdoğan  da bu işe şaştı '''

 

Galatasaray taraftarları ÜÇ F'nin büyüsünü yok etmişe benziyorlar.

Galatasaray'lı taraftarları sevgiyle selamlıyorum.

Çarşı'ya da bu selamlarımı iletiyorum ...


__._,_.___

http://celebigrubu.blogspot.com

Tekyumruk'un onurlu duruşunu selamlıyoruz - Gençlerbirliği Kara Kızıl Taraftar Grubu

15 Ocak günü Türk Telekom Arena'nın açılışında Galatasaraylılar’ın Başbakan Tayyip Erdoğan'a yönelik protestosu, Galatasaraylı olduğu kadar halk çocuğu da olan taraftarın sesi olarak duyulmalıdır.

Stadda hak ettiği muameleyi, Galatasaray taraftarından gören Tayyip Erdoğan, protestoların organize, protestocuların ise küçük bir marjinal grup olduğu yalanına sığınmaktan vazgeçmeli, memleketimizi sürüklediği karanlığa tepki koyan Galatasaray camiasının sesine kulak vermelidir.

Başbakan, halkın parasıyla yapılan stadı kendi cebinden çıkan paralarla yapmış gibi davranmaktan vazgeçmelidir. Türk Telekom Arena Stadı Tayip Erdoğan’ın parasıyla değil, emekçi halkın vergileriyle ve inşaatında çalışan işçilerin hayatları pahasına emekleriyle yapılmıştır. Erdoğan, Galatasaray'ı borçlu ilan etmeden önce bunun hesabını vermelidir.

Gençlerbirliği Karakızıl taraftar grubu olarak, stadı padişahın lütfu gibi sunanların neler yaptıklarına onların yerine utanarak şahit olduğumuzu belirtmek isteriz. Enerji Bakanı Taner Yıldız, Galatasaraylı olmayı “askıya aldık” diye çocukça bir tavırla bir açıklama yapmış, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar Galatasaray eski başkanlarından üstelik hayatta olmayan birini aciz ilan etmeye utanmamış, Egemen Bağış'ın müşaviri Yasin Ekrem Serin taraftara "nankör, şerefsiz,geri zekalı, kuş beyinliler" diyerek seviyesini gözler önüne sermiştir.

Bu oyuna "protestocuları tespit edip kombine biletlerini iptal edeceğiz" açıklamasıyla polislik görevine soyunan GS Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın katılması ise hepsinden talihsiz olmuştur.

Biz Gençlerbirliği Kara Kızıl taraftar grubu olarak, GS Tek Yumruk taraftar grubuna olan desteğimizi bildirmekten, stadı babalarının malı sananlara ise satılık olmadığımızı her fırsatta göstereceğimizi söylemekten gurur duyuyoruz.

Bir köşe yazarımızın söylediği üzere biz taraftarlar, emekçi halkın çocuklarıyız ve gerekirse taraftarlığımızı kaldırım kenarında yapar, takımımızı sokak ortasında bile destekleriz.

Ama onların ne kaldırımda yürüyecek, ne sokak ortasına yalnız çıkacak kadar cesaretleri vardır, bu halk onları yalnız bırakmasını da, yumurtaya bulamasını da iyi bilir.

Şimdiyse takımlarımızın ve elbette memleketimizin taraftarı, halkın çocukları olarak,"önümüzdeki maçlara bakacağız".

Gençlerbirliği Kara Kızıl grubu olarak Galatasaray Tek Yumruk taraftar grubunun onurlu duruşunu selamlıyoruz...

 

Tekyumruk'la Dayanışmaya Çağırıyoruz ! - FenerbahCHE

Tekyumruk'la Dayanışmaya Çağırıyoruz !

 

Türk Telekom Arena Stadyumu'ndaki protestolar sonrasında yaşananlar Türkiye demokrasisinde birçok kavram ve olgunun ne kadar yoz ve amaçdışı kullanıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Son dönemde maruz kaldığı her protestodan sonra protestocuları çeşitli yasadışı örgütlerle ilişkilendirmeye çalışıp nedenleri ve sonuçlarını kamuoyunda tartıştırmamaya çalışan iktidar yine aynı yöntemle bu defa Galatasaray Tribünlerini hedef almakta. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki demokrasinin var olduğu ülkelerde, halkın onaylamadığı iktidar politikalarını çeşitli yollar kullanarak protestoda bulunması, yurttaş olmaktan gelen doğal bir haktır. Oysa Türkiye'de protesto kavramı iktidar eliyle bir hak olmaktan çıkartılıp yasadışı bir eylem haline getirilmekte. Dolayısıyla özlenen ve ulaşılmaya çalışıldığı iddia edilen ileri demokrasiye sığmayan ve iktidarın söylemiyle çelişen bir durumun varlığı oldukça açık bir şekilde görülmektedir.

Türk Telekom Arena Stadyumu'nda binlerce kişinin katıldığı protesto, birkaç gündür çeşitli basın yayın organları tarafından (protestonun üzerine düşenini sahiplenen) TekYumruk Galatasaray Taraftar Grubu’na yıkılmak istenmektedir. Hedef gösterici birçok haber ve yayının yapılması medyanın Tekyumruk grubu üzerinden duyarlı, muhalif taraftarlara yönelik bir linç kampanyası başlattığını göstermektedir. Medyanın yasadışı bir eylem havası vererek yaptığı maksatlı haberlerle konunun Terörle Mücadele kapsamına bile dâhil edilebileceğini söylemesi bizleri hayrete düşürmektedir. Bugünkü Milliyet Gazetesinde yer alan haber habercilik etiğinden ne kadar uzaklaşıldığının en bariz örneklerinden biri olmuştur. Tahminen 25 Bin kişinin katıldığı ıslıklı protesto Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat’ın iktidar yanlısı tavırlarıyla farklı bir boyuta çekilmeye istenmektedir. Kamera kayıtlarını emniyete vereceğini söyleyip taraftarını ihbar eden, ele veren bir ruh halinin Galatasaraylılıkla bağdaşmayacağı bilinmektedir. FenerbahCHEliler olarak Tekyumruk grubu üzerinden hayata geçirilmek istenen bu saldırı girişimlerini kınıyoruz. Emeğine, Özgürlüğüne ve Onuruna sahip çıkan bütün taraftarları Tekyumruk grubunu sahiplenmeye davet ediyoruz.

İlkelerimizde de belirttiğimiz gibi “Âdil oyuna (fair play'a) inanmayı ve her türlü haksızlığın karşısında durmayı” zorunlu gördüğümüz için FenerbahCHEliler olarak emekten, özgürlükten ve eşitlikten yana tavır alan bütün dostlarımızla dayanışmaya devam edeceğiz.

 

FenerbahCHE

Kim adina özür diledin Arda?

  Dün stad açilisinda gerçeklesen protesto nedeniyle Galatasarayli futbolcu Arda

  Turan, Basbakan Erdogan'i arayarak özür dilemis.

  Galatasaray Futbol Takimi kaptani Arda Turan, Basbakan Erdogan'dan özür dilemis.

  Biz de Arda Turan'a birkaç seyi hatirlatalim istedik.

  1- Arda, Türkiye Florya'daki antreman tesisleri ve senin sik gittigin Istinye

  Park'tan ibaret degil. Dün stad açilisi için orada bulunan on binlerce kisinin

  hayatinda sadece Galatasaray yok. Milyonlarca vatandas gibi dün statta

  bulunanlar da, Basbakan Erdogan'in isçiye domuz dedigini, Kars'taki Insanlik

  Aniti'na ucube dedigini, içkiyi yasaklamaya çalistigini, okullarda karma egitime

  son verilmesi için çabaladigini, kadinlara sadece çocuk dogurmayi layik

  gördügünü, yandas olmayana düsman muamelesi yaptigini görüyor ve yasiyor. Bir

  insanin yasadiklarina tepki göstermesinden dogal ne olabilir, Arda?

  2- Basbakan Erdogan, protestonun ardindan bugün yaptigi açiklamada basta

  Galatasaray taraftarlari olmak üzere tüm yurttaslari salak yerine koyarak, stadi

  sanki kendi parasi ile yaptirmis gibi konustu. Galatasaray Kulübü ile henüz

  sözlesmenin yapilmadigini da hatirlatarak, açik açik tehdit etmis oldu. Bu

  tehdidin anlami ne mi? Su; Beni protesto edenleri cezalandirmazsaniz sözlesmeyi

  unutun!

 

  3- Dün Basbakan Erdogan protestolarin ardindan stadi terkedince, tüm AKP'li

  bakan ve bürokratlar da stadi terketti. Çikista yaptiklari açiklamalari dinledin

  mi Arda? Binlerce insana "nankör" dediler, "cezalandirilmalilar" dediler! Hem

  hakaret ettiler hem de açikça protesto etmek de yasakmis gibi konustular. Sen de

  onlar gibi mi düsünüyorsun Arda?

  4- AKP Grup Baskanvekili Suat Kiliç, twitter hesabina sunlari yazmis, okudun mu:

  "100'lerce trilyon harcandi o stadyum için, rüya bir proje gerçeklesti BASBAKAN

  sayesinde. Idraktan mahrum sefillere yaziklar olsun! Tepki koyanlar orada maç da

  izlemesinler bakalim... sefillik ve acizlik bu olsa gerek! Bir de güdümlü

  islikçilara bakarak "oluyor galiba" diye sevindirik olanlar yok mu? Onlar da 12

  haziran'a kadar sabretsinler bakalim." Binlerce insana 'sefil' demis. Sen de

  böyle mi düsünüyorsun Arda?

  5- Basmüzakereci Egemen Bagis, stad çikisinda yapilan protestonun 'nankörlük'

  oldugu söyledi. AB Genel Sekreterligi Müsaviri Yasin Ekrem Serim da Twitter'da

  "Bole bi serefsizlik yok.. Nankorsunuz.. Kimin sayesinde o statda mac

  izliosunuz. Kim yapti lan o stadi size. Gerizekali kus beyinliler.." yazdi. Sen

  de binlerce Galatasaray taraftari hakkinda böyle mi düsünüyorsun Arda?

  6- Dün, Basbakan Erdogan'dan sonra en çok yuhalanan kisi TOKI Baskani Erdogan

  Bayraktar'di. Devletin bir memuru oldugunu çoktan unutmus olan Erdogan

  Bayraktar, "70 yilda yapilmayani 7 yilda yaptik" derken, her gün yasamlarinda

  yandasliktan ve yandaslardan yaka silken insanlarin bu sözlere tepki

  göstermemesini nasil beklersin? Onlar için hayat Florya antreman tesisleri ile

  Istinye Park arasinda geçmiyor ki Arda!

  7- Son olarak, "spora siyaset bulasmasin" klisesini sen dillendirmeden biz yanit

  verelim. Sadece spora degil hayatin her alanina "siyaset bulastiran" bizzat

  Basbakan'in kendisi. Ve bu yüzden, tipki 12 Eylül günü Dünya Basketbol

  Sampiyonasi final maçinda protesto edildigi gibi, dün de protesto edildi.

 

  Basbakan herkesin "Padisahim çok yasa" demesini bekliyor, ancak olmuyor Arda!

 

guzelgrubum@yahoogroups.com; on behalf of; yurttas

Tuesday, January 18, 2011

Untitled

BİLİM ve SİYASET

ORHAN BURSALI

Arenada Millet İradesi

Protestoya alışmalı siyasetçiler, alışacaklar, alışacaklar... İstemeseler de alışacaklar! Çünkü halkın elindeki en önemli siyasi güçlerden biri protestodur! Seyirci, demokratik hakkını kullanıyor... Başbakan ise iktidar gücüyle yanıt veriyor ve Galatasaray ile seyircisine aba altında sopa gösteriyor.. henüz stadın devir anlaşmalarının yapılmadığını belirtiyor...

Bu tavır, demokrasi sıralamasında Türkiyenin melez rejim kategorisindeki uluslararası yerini bir kez daha perçinliyor.

Başbakan çok sık olarak, neden bir demokratik lider olmadığının ve olamayacağının örneklerini sıralıyor peş peşe! Arkasında çok uzuuun bir liste birikti!

Siyasetçiler protestoyu beğenmeyebilirler; dahası protestoyu haksız da bulabilirler... Yapacak bir şey yoktur! Halkın iradesine saygı lütfen!!!!

Ne o, bu tür bir iradeyi beğenmiyor musunuz yoksa? Hep övgü? Hep alkış? Hep poh poh?

O halde, bu protestoyu ve yergiyi, haksız yere övülmelerinize ve desteklenmelerinize sayabilirsiniz! Hani durmadan siyasi kazanç olarak cebe attıklarınız var ya! Böylece ruhsal sağlıklarınızı dengelemiş ve korumuş olursunuz!

İsterdim ki bu millet, örneğin Deniz Feneri davası ile iktidar arasındaki bağların yıllardır örtbas edilmesini protesto için meydanları doldursun! Bir milyon işsiz sokaklara dökülsün ve iktidarı protesto etsin! Eti sütü beş para etmeyen üreticiler neredeler?

***

Arenadaki protesto örgütlü mü? Hiç sanmıyorum! Toplumda (hadi bir kesiminde diyelim!) Erdoğana ve iktidarına karşı biriken tepkinin, Galatasarayın yeni stadı Türk Telekom Arenada dışa vurumu olarak görün! En ucuzundan bir tepki bu!

Demek ki bu tepkiyi göstermenin şimdilik en uygun ortamı ve koşulu orada oluştu!

Böyle kabul ederseniz, siyasi anlamda, iyi yaparsınız!

Sizler ki her yaptığınız işin, her icraatınızın doğru ve iyi olduğunu kabul edersiniz.

Heykeeeel, dediğinizde, alkış kopsun istiyorsunuz!

İçkiyi yasaklayacaksınız, alkış istiyorsunuz!

Filmleri, dizileri yasaklayacaksınız, alkış isteyeceksiniz

18 yaşında gençleri içki konusunda çocuk, silah kullanmada yetişkin sayacak ve milleti silahlandıracaksınız ve alkış isteyeceksiniz!

Bu ükede yılda 5-6 bin kadın cinayete kurban gidiyor..

5-6 bin kişi trafikten ölüyor. Bunlara da mı alkış!!

***

Başbakan diyor ki 310 bin TL stadın yapımı için ödedik; Galasatarayın kasasından tek kuruş çıkmadı.. bu protestoyu hak etmedik...”

Sanki kendi kasasından harcama yapıyor! Bu halkın parasıdır ve 15 milyon Galatasaraylı bunu çoktan hak etmiştir! Annelerinin ak sütü gibi helal olsun onlara!

Galatasaraylı millet değil mi!

Ayrıca, bu stat için Hazineden kırk kuruş çıkmamıştır! Hatta, Hazine bu alışverişten kârla çıkmıştır!

Galasatarayın terk ettiği Ali Sami Yen arsasının satışından, Arenaya harcanandan daha fazlasını cebe indirmiştir TOKİ!

TOKİ bu işten kârlı mı değil mi! Ona bakacaksınız!

Laga luga yok, ortada hesap kitap var!

Durum bile böyleyken, size stat yaptım, ver şimdi desteğini, demek bir politikacı oyunudur!

Dahası, stada karşılık halkın protestosunu ve hoşnutsuzluğunu satın almaya kalkışmak da politikacı beklentisidir.

Bu beklentinin de yanlış olduğu görülmüştür!

Millet orada, stadın yapımını kolaylaştırıcı rolünüzü protesto etmedi! Türkiyeyi soktuğunuz yolu protesto etti!

***

Galatasaray, şüphesiz ki taraftarlarıyla birlikte vardır. Taraftarı çekin, ortada ne kulüp kalır ne Galatasaray yönetimi...

Galasataray Kulübünün Başkanı bunu bilmiyor mu?

Yok kameralarla saptamışlar protestocuları da, onları Arenaya sokmayacaklarmış da...

Umarız bu sadece burnundan soluyan iktidarın öfkesini yatıştırmaya yöneliktir! Galatasarayı bu öfke ve nefretten korumak içindir!

İktidarın, bütün bu protestolardan çıkartılacak hiçbir dersi yoksa, bunu da millet iradesinin bir başka türlü tecellisi olarak görmüyorlarsa..

Yandı gülüm keten helva!!

http://orhanbursali.blogspot.com

obursali@cumhuriyet.com.tr

Bekir Coşkun: Üç Günden Beri Galatasaraylıyım..

ONUNCU KÖY

BEKİR COŞKUN

Üç Günden Beri

Galatasaraylıyım

Galatasaraylılar kömürü kabul etmediler

Bu nedenle üç günden bu yana Galatasaraylıyım

Bir gurur yoksulluğunun ortasında, kim bilir kaç insan kendini Galatasaraylı hissetti, o gururun ucundan-köşesinden bir parça tatmak için

Hani aç kalmış kuşların ekmek kırıntısına koşması gibi

*

Spor yazısı deyince, futbol camiasını ve taraftarı yıllarca ülke sorunlarına duyarsızlıkla suçlayan bir yazar olarak, ömrümde ilk kez taraftarım

Ve takımımı açıklıyorum:

Galatasaray…”

Kimi yöneticileri ya da oyuncuları, kendi seslerinden korksalar dahi, Galatasaray bir gecede halkın takımı oluverdi Bundan böyle takım gol yediğinde oturup ağlarım bile

Niçin?..

Çünkü; üniversitesinden medyasına, ordusundan yargısına, aydınından halkına kadar herkesin sindirildiği ve susturulduğu bir zamanda, Galatasaraylıların önlerine konulan 600 trilyonluk ikrama(!) kanmayıp, demokratik tepkilerini bir ağızdan göstermeleri az şey midir?..

Galatasaraylılığın centilmenliğine yakışmadı”, “Misafire bu yapılmaz”, “Spor ahlakına aykırıgibi savlar normal zamanlar için doğru olsa bile; çıkar uğruna yalakalık, saygısızlıktan daha büyük suçtur

Ayrıca Bize stat yaptı Yan yolları da koydu…” diyerek Türkiyede olup bitenleri görmemezlikten gelmek Ve orada o kömür alanlardan farksız Türkiye seninle gurur duyuyor diye zıplamak

Yakışır mıydı spor insanlarına?..

*

Bu bir dönüm noktası da

Anı kitapları o geceyi, karşıdevrimin kırılma yeri olarak gösterecekler gelecek kuşaklara

Göreceksiniz

Bundan böyle kendi partisinin devşirme kalabalıkları ya da kapalı alanlar dışında hiçbir yerde huzur içinde konuşamayacaktır padişah

Çünkü

Çünkü Tribünlerdiyordunuz

İşte tribünler

GÜL ASLAN'DAN Bir GS'li "Provokatör"ün Erdoğan, Bayraktar ve Polat'a Cevabıdır

Hiçbir şey Adnan Polat'a, ister davetli olarak ister kombinesiyle gelmiş olsun, o statta bulunan hiç kimsenin Galatasaraylılığını sorgulama hakkını bahşetmez! Islık sesinin yüksekliği sadece stadın müthiş akustiğinden kaynaklanmıyordu!

İstanbul - BİA Haber Merkezi
17 Ocak 2011, Pazartesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sanki kendi cebinden "1 Allah'ın kuruşu" harcayarak o stadı oraya dikmiş edasını mı yoksa TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'ın kendi evimizde Galatasarayımıza karşı yapmış olduğu yakışıksız konuşmayı mı anlatayım bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var ki, o gün o tribünleri dolduran 40 bin kişi nasıl nevizade gecelerini hepbir ağızdan söylediyse, Başbakan'ı ve TOKİ Başkanını da hep bir ağızdan protesto etti.

Üstelik bu sefer yol gösteren ne tribün liderleri ne de başkası vardı.

Başbakan'ın adı yapılan ıslıklı protesto sonrasında stadda bir daha anılmadı ve stad açılışında protestolar sonucu "yaptığı iyilikleri(!)" yeterince gözümüze sokma fırsatını kaçırdı. Neyse ki medya aracılığıyla sonrasında kendisinin ve bakanlarının yaptığı açıklamalarla bu görevi gecikmeyle de olsa yerine getirebildi de rahatladık.

TOKİ  Başkanı'nın ise tüm ıslıklara ve zaman zaman da tezahüratlarla duyulmayacak hale gelen sesine rağmen konuşmasına ısrarla devam etmesi ayrı bir olaydı. Öyle ki, bir müddet sonra TOKİ Başkanı'nın sadece "bu staaad" diye haykırışı duyulabiliyordu.

Yeni mabed

Cumartesi bizim için oldukça heyecanlı bir gündü aslında. Hafta içi Ali Sami Yen'e hüzünlü vedamızdan sonra, takımın tüm kötü gidişatına rağmen yeni bir başlangıç umuduyla düştük yollara. 10 kişilik arkadaş grubumuzla Mecidiyeköy metrosunda başlayan yolculuğumuz yaklaşık 15-20 dakika sonra bizi Aslan Tepe'ye ulaştırdı.

Metro istasyonundan çıkıp Arenayı ilk gördüğümüz an ise hepimizin aklından geçenler hemen hemen aynıydı, yeni mabed tüm ihtişamıyla oradaydı ve bizimdi! Stadın içine girdiğimizde ise bu hislerimiz katlanarak arttı, ilk şoku atlattıktan sonra da hemen fotoğraf makinelerine saldırılarak staddaki ilk anlar ölümüzleştirildi.

Bayram yeri

Stadın geri kalanının da bizimle aynı hisleri paylaştığı, aynı coşkuyu yaşadığı çok açıktı. Stad, sarı kırmızı renklerle, tribünlerden gelen ve tüm Aslan Tepe'yi inleten tezahüratlarla  gerçekten bir bayram yeriydi. Bu anları ve açılış sonrasında yaşananları düşünüyorum da, asıl orada tarihe tanıklık etmek üzere bulunan, sarı-kırmızıya gönül vermiş 40 bin kişi açılış sonrasında yaşananları haketmedi!

İşin en acıklı tarafı da Türkiye'de böyle bir stadın gerçekten de birilerinin desteği olmadan yapılamayacağını ve bu sebeple de destek olana teşekkür etmek gerektiğini düşünenler var. Zira bu tür spor komplekslerinin yapılması sosyal devletin gereği de olsa bu Türkiye için geçerli olmadığından, vatandaşın cebinden çıkan vergilerle beş yılda yapılan stad için başbakanın elini öpmek zorunda hissediyor insanlar kendilerini.

Zaten ben de maç başlayana kadar başbakan'ın "şunu da biz yaptııık, bunu da biz yaptıık" şeklindeki ulusa sesleniş tadındaki konuşmasının defalarca statta yer alan dev ekranlardan dinleye dinleye bir an için gözlerim yaşararak "Allah senden razı olsun Başbakanım" diye içimden geçirmedim değil!

Adnan Polat'ın ettikleri

Protestolar sona erdikten sonra bizim protokol tarafında yaşananlardan haberimiz yoktu. Zira, tribünler Galatasarayımızın tarihi anını siyasi ranta çevirmeye çalışanlara gerekli cevabı verdikten sonra açılış şenliğine geri döndü. Nasıl sırtımızdan bıçakladığımızı ise ancak dönüş yolunda öğrendik.

İlk gelen haber kulüp başkanı Adnan Polat'ın maç bitmeden stadı terketmiş olduğuydu. Galatasaray gibi 100 yıllık çınarın başkanı, Galatasaray'ın yeni stadında oynadığı ilk maçta stadı terk etmişti. Taraftarın ilk başkan olduğu zaman büyük umutlar beslediği Polat, diğer tüm icraatlarının yanı sıra "Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nın açılışında klübünü terk eden Başkan" olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı!

Başta konuşması esnasında kendisine yapılan ve çok da fazla olmayan protestolar nedeniyle stadı terk ettiğini sansak da, işin gerçek yüzü zaman geçtikçe ortaya çıkmaya başladı. Başbakan'ın ve etrafındakilerin protestolar sonucunda stadı terk etmesi üzerine, Sayın Başkanımız da daha fazla dayanamamışmış, keyfi kaçmışmış ve gitmişmiş..

Bu yaptığı  yetmezmiş gibi hızını alamayan Polat, başbakanı protesto eden "300-400 kişilik" grubun "provokatör" olduğunu ve bu kişileri tespit ederek bir daha stada almayacaklarını, bu protestoları yapanları Galatasaray'lı olarak addetmediğini de açıkladı.

Bir dededen Galatasaraylı olarak, başbakanın tehditkar "Galatasaray ile daha anlaşmalar yapılmadı" beyanını, bazı bakanların "nankörler, sefiller, vefasızlar" gibi hakaretlerini ve medyanın olayları lanse ediş biçimini çok da umursadığımı söyleyemem.

Zira devlet büyüklerinin "ileri demokrasi" anlayışının ne olduğunu, basının ne derece bağımsız ve tarafsız olduğunu az çok bilmenin yanında, Arena için anlaşmalar yapılmasa ve Galatasaray bir şekilde stadsız da kalsa, Galatasaray taraftarı takım çayır çimende maç oynasa oraya gider, gene takımını destekler. Ama Galatasaray'ın başında olan biri nasıl olur da kendi taraftarına bu şekilde sırt çevirir, işte bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Hangi "provokatörler"?

Keza, Polat'ın kameralarla protesto eden taraftarı nasıl tespit edeceğini de merak ediyorum. Zira protesto eden taraftar sayısı -beyan ettiğinin aksine- 300-400'ün kat be kat üstündeydi. Islık sesinin yüksekliği sadece stadın müthiş akustiğinden kaynaklanmıyordu yani!

Bundan daha da çok merak ettiğim ise, protestoda bulunan taraftarın hangi gerekçe ile stada girmekten men edileceği. Hoş, burası Türkiye, minareyi çalan kılıfını da hazırlar. Zaten, "provokasyon bunlar" lafları dönmeye başladı bile, tribünlerden rastgele insan seçip seçip iki gün sonra da "işte bunlar provokatörler, hiçbiri Galatasaraylı değil" derler. Sırf birilerine hoş görünmek için ağızlarına doladıkları 300-400 kişilik bir grubun başını yakarlar. Başı yanan da büyük ihtimalle tribünlerin neredeyse yarısını dolduran ve Adnan Polat tarafından özel davetiye ile stadın açılışına davet edilen Galatasaray Kulüp üyeleri değil, çoluğunun çocuğunun rızkından ayırıp kombine alan, yağmur çamur demeden takımını desteklemeye gelen cefakar taraflar olur.

Bu arada, hiçbir şey Adnan Polat'a, ister davetli olarak ister  kombinesiyle gelmiş olsun, o statta bulunan hiç kimsenin Galatasaraylılığını sorgulama hakkını bahşetmez! Varsın Adnan Polat bizi Galatasaraylı addetmesin, stada sokmasın. Onurlu Galatasaray taraftarı hiçbir karşılık beklemeksizin sarı-kırmızı renklere gönül vermiş, Galatasaray'ın asıl sahipleridir. Kimsenin lafıyla bu gerçek değişmez.

Bir Galatasaraylı olarak şu an en çok üzüldüğüm şey, bu stadın, bu stad için gerçekten uğraş veren merhum Başkan Özhan Canaydın tarafından değil de, başbakanı protesto etti diye kendi taraftarına sırt çeviren Adnan Polat tarafından açılmış olması.

Eminim Özhan Canaydın da Türkiye'nin 100 küsur yıllık çınarının başkanı olarak, o meşhur nezaketi ile bir açıklama yapardı ama kendi gibi bu kulübe gönül vermiş milyonları bu şekilde kurtların önüne yem diye atmaz, taraftarını sahipsiz bırakmazdı.

Her işte bir hayır var demek lazım yine de. Onurlu Galatasaray taraftarı zaten bugün de olduğu gibi her zaman kendine yakıştığı şekilde, kimseye eyvallahı olmadan Galatasaray'ın yanında olmaya devam edecek de belki tüm bu olanlar Galatasaray'ımızın sonunda kendine yakışan kişilerce hakettiği şekilde yönetilmesine vesile olacak.

Keza, kimsenin, en başta da Adnan Polat'ın unutmaması gerek, "Herkes gider biz kalırız, biz Galatasaraylıyız!" (GA/EÜ)

Monday, January 17, 2011

Bir yalakanin hazin sonu.. Babasinin ogluymus meger..

Maksut Serim bir dönem Başbakalık Özel Kalem Müdürlüğü görevini yürüttü. Başbakanlık örtülü ödeneğinin başındaki isimdi.

Önceki görevi Vakıflar Bankası Genel Müdür Yardımcılığıydı. Ancak bir talihsizlik oldu ve bu görevinden alınmak durumunda kaldı. Çünkü genel müdür yardımcılığına atanabilmesi için üniversite mezunu olma zorunluluğu vardı. Ancak, 1997 yılında Maksut Serim’in bu göreve atanmasına dayanak olan Kazakistan El-Farabi Devlet Üniversitesi’nden aldığı diplomanın geçersiz olduğu ve YÖK tarafından denkliğinin olduğunu bildiren belgenin sahte olduğuna yönünde iddialar ortaya atılmıştı. 21. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada mahkeme heyeti, Maksut Serim’in resmi belge düzenlemek nedeniyle sahtecilik yaptığı kararına vardı. Yargıtay davanın yeniden görülmesini istedi. 9. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülen davada Maksut Serim Basit Belge’de değil Resmi Belgede sahtecilik suçunu işlediği için mahkeme 2 yıl hapsine karar verdi.

Maksut Serim’in bir önceki görevi ise bir bankanın, İstanbul Valide Sultan şube müdürlüğüydü. Normal bir görev olduğu düşünülebilir. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ve belediye iştiraklerinin hesaplarının tümünün bu banka şubesinde olması görevin normal olmadığının bir kanıtı olabilir. Bir de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bu görevi yürütmesi ise bir başka tesadüf. Dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır tarafından Başbakanlığa gönderilen “çok gizli” kayıtlı yazıda, vergi kaçırıldığı öne sürülmüş, Fazilet Partisi’ne yakınlığı ile bilinen bazı televizyon ve gazetelere para aktarıldığı iddia edilmişti.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 2003 yılından bu yana Maksut Serim’in nasıl Başbakanlık Özel Kalem Müdürü olduğu hakkında 6 soru önergesi verdi, doyurucu cevap alamadı.

Bunları neden anlattınız diyeceksiniz…

ASLANTEPE PROTESTOSU

Cumartesi günü Galatasaray’ın Aslantepe’deki yeni stadı TT Arena’nın açılışında Cumhurbaşkanı Gül’ün ve Başbakan Erdoğan’ın stadı dolduran taraftarlar tarafından protesto edilmesi sonrasında protestoculara Twitter hesabında "Bole bi serefsizlik yok.. Nankorsunuz.. Kimin sayesinde o statda mac izliosunuz. Kim yapti lan o stadi size. Gerizekali kus beyinliler.." diyen, Başmüzakereci Egemen Bağış’a bağlı AB Genel Sekreterliği’nin müşaviri Yasin Ekrem Serim idi.

Odatv olarak bir soru soralım…

Yolu Başbakan Erdoğan’la banka şube müdürüyken kesişen ve AKP iktidarıyla yükselişine engel olunamayan, resmi belgede sahtecilik yaptığı mahkeme kararıyla sabit olan Maksut Serim ile “genç, parlak ve gözü kara” bürokrat Yasin Ekrem Serim arasında bir akrabalık ilişkisi mi var?

Bu soruyu bizden önce İzmir Milletvekili Şenol Bal Egemen Bağış’a sordu. Egemen Bağış, Yasin Ekrem Serim’in kimlik bilgilerini açıklayarak verdi: Adı gecenin, Genel Sekreterlikte bulunan personel dosyasından edinilen kimlik bilgilerine göre, Anne adı: Muazzez, Baba adı: Maksut olup, 1986 İzmit doğumludur.”

Kısacası Galatasaray taraftarına Başbakanı protesto ettiği için hakaret eden AB Genel Sekreterliği Müşaviri Yasin Ekrem Serim, yukarıda hikayesini anlattığımız Maksut Serim’in oğlundan başkası değildi.

"GERİZEKALI KUŞ BEYİNLİLER" BAŞLIKLI HABERİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ...

Odatv.com

Asıl siz özür dileyin!

Cumartesi akşamı Galatasaray'ımız yeni evine kavuştu, yeni evine onurlu bir merhaba dedi. Galatasaray adı ile rant sağlamaya çalışanlar, kulüp yönetiminden devlet yönetimine, büyük Galatasaray taraftarının tepkisi ile hakettikleri cevabı aldılar.

Ali Sami Yen Spor Kompleksi, şehrin ortasındaki evimiz Ali Sami Yen'imizin yerine bize tahsis edildi. Değeri yüksek olan Mecidiyeköy'deki araziyi alıp, kuşa döndürülmüş bir proje ile yeni stad yapılmış olmasına rağmen başbakan ve devlet erkanı Galatasaray Spor Kulübüne büyük bir lütufta bulunmuş gibi davranarak kendi siyasi hesaplarını hayata geçirmek istediler. Yapılan propaganda, Adnan Polat'ında katkısına rağmen Cumartesi günü kulübün gerçek sahibi Galatasaray taraftarının bilinçli tepkisi ile bir balon gibi patladı.

Bizlerin bu stad için, ne devlet erkanına, ne de Adnan Polat'a bir borcumuz var. Bu stad kimsenin cebinden çıkan para ile yapılmadı. Kendi yandaşlarına peşkeş çektiği Ali Sami Yen arazisi karşılığı yapılan stad için bizim tek borcumuz, bu stadı yapan, üçünü çalışmalar sırasında yitirdiğimiz emekçileredir. Bizler bu stad için sadece evine ekmek götürmek derdinde olan, günlerini gecelerini şantiye alanında geçiren, kimi zaman maaşını bile alamayan, iş güvenliği olmadan çalıştırılan emekçilere teşekkür ederiz.

Cumartesi akşamı yapılan protesto için Galatasaraylılığımızı sorgulayan, ancak kendi çıkarlarının söz konusu olduğunu bildiğimiz Adnan Polat'ı, Galatasaray taraftarından özür dilemeye ve istifa etmeye davet ediyoruz. Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve tokinin başkanı olan şahsı da büyük Galatasaray taraftarından özür dilemeye davet ediyoruz.

Galatasaray Spor Kulübünün gerçek sahibi büyük Galatasaray taraftarına; Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin açılışında onurlu duruşunuzla kulübümüzü kimsenin kendi çıkarları, rantı için kullanamayacağını gösterdiniz. İyi günlerinde olduğu gibi kötü günlerinde de bu kulüp bizim. Yapılan ve yapılacak tüm saldırılara karşı, kulübümüzü kendi menfaatleri için kullananlara karşı, tek çıkarı arma aşkı olan bizler tek yumruk, tek yürek olarak duralım. Biliyoruzki büyük kulüp, büyük taraftar olmak, alınan kupalarla, tribünü kaplayan pankartlarla değil, zalimin önünde başını eğmeyen onurlu duruş ile mümkündür.

Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümid...
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır...

Yaşasın Galatasaray! Yaşasın büyük Galatasaray taraftarı!


Tekyumruk Galatasaray Taraftar Grubu